Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet
5Tarihi yarımada, Ayasofya ve Sultanahmet Camii'ne çok yakın
Bir zamanlar cezaevi olan, 20. yüzyıl başından kalma restore bir binada yer alan lüks bir otel; ana anıtlara yürüme mesafesinde.
İstanbul, Turkey
Surların içinde konaklayın: Ayasofya, Sultanahmet Camii ve Topkapı, tramvay hattına on dakika yürüme mesafesinde.
Burada teklif verdiğimiz otellerden bir seçki. Tarihlerinizi yazın, size uygun olanları kısa listeye alalım.
Tarihi yarımada, Ayasofya ve Sultanahmet Camii'ne çok yakın
Bir zamanlar cezaevi olan, 20. yüzyıl başından kalma restore bir binada yer alan lüks bir otel; ana anıtlara yürüme mesafesinde.
Sultanahmet, tarihi yarımada anıtlarına yakın
Görkemli Osmanlı esintili iç mekânları ve hamamıyla tanınan beş yıldızlı bir otel; tarihi yarımadanın kalbinde.
Sultanahmet merkezi, Ayasofya'ya yakın
Ayasofya'ya birkaç adım mesafede, spası ve eski şehre bakan çatı terasıyla büyük bir otel.
Sirkeci, Gülhane Parkı ve Topkapı Sarayı'nın yanında
Gülhane Parkı'nın hemen yanında, kültür programı ve Topkapı Sarayı'na komşu konumuyla bilinen bir butik otel.
Küçük Ayasofya, Sultanahmet'in daha sakin tarafı
Küçük Ayasofya yakınında küçük bir butik otel; kahvaltısı ve deniz ile anıt manzaralı çatı terasıyla tanınır.
Sultanahmet, iki büyük cami arasında
Sultanahmet Camii ve Ayasofya'yı doğrudan gören çatı restoranıyla tanınan bir butik otel.
Ahırkapı, Sultanahmet'in altındaki sahilde
Marmara kıyısına yakın, eski deniz surlarının yanında bir otel; eski şehre ve denize bakan çatı terasıyla bilinir.
Bunları ve çok daha fazlasını fiyatlandırıyoruz. Fiyat tarihe ve pansiyona göre değişir — teklif ücretsizdir, sitede ödeme yoktur.
Sultanahmet idari bir ilçe değil; Fatih'in içinde, tarihi yarımadanın doğu ucunda kalan bir bölge. Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı, Hipodrom, Gülhane Parkı ve Kapalıçarşı'ya inen yokuş — hepsi yürüyerek yirmi beş dakikada geçilebilecek bir alanın içinde. Burada kalmanın tek gerekçesi bu, ama fazlasıyla yeterli bir gerekçe: sabah kapıdan çıktığınızda zaten oradasınız.
Kime uyar: iki-dört gecelik programlara, İstanbul'a ilk ya da ikinci kez gelenlere, sabah sekizde Topkapı gişesinde olup akşam on birde yatmayı planlayanlara. Küçük çocuklu ailelere de uyar, çünkü günde iki kez yirmi dakikalık tramvay yürüyüşü kaldırmayan bir yaş grubu var. Yurt dışından gelen misafirini ağırlayanlar için de en pratik seçim; tarif etmesi kolay, kaybolması zor.
Kime uymaz: akşamını uzatmak isteyene. Sultanahmet kafileler gidince sessizleşir. Divan Yolu üzerindeki lokantaların önemli bir kısmı resimli menüyle ve kapıda müşteri çekerek çalışır; İstanbullunun gerçekten yemek yediği yerler Karaköy, Beyoğlu ve Kadıköy'de kalır. Bölgede alkol servisi yapan mekân sayısı şehrin geri kalanına göre azdır, otellerin çoğu hiç servis etmez. Gece yarısını geçirmeyi seven bir programınız varsa Taksim ve Beyoğlu sayfamıza bakın; oradan Ayasofya'ya tramvayla yarım saatte gelirsiniz.
Sultanahmet Meydanı ve Alemdar. Küçük otellerin en yoğun olduğu bölge; çoğu iki büyük caminin arkasındaki sokaklarda restore edilmiş ahşap konaklarda. Her yere iki dakika mesafedesiniz, karşılığında sabah sekiz buçukta toplanan tur gruplarının sesini duyarsınız.
Cankurtaran ve Akbıyık Caddesi. Sultanahmet Camii'nden Marmara'ya doğru inen yokuş. Eskiden sırt çantalı bölgesiydi, bugün ağırlıkla orta segment butik oteller var; surların içindeki en yoğun teras kafe hattı burada. Denize bakan odalar aynı zamanda sahil yoluna ve banliyö hattına bakar, pencereyi mutlaka sorun.
Küçük Ayasofya. On dakika güneybatıda, gözle görülür biçimde daha sakin: atölyeler, kediler, küçük konuk evleri ve aynı anda üç yönden gelen ezan. Konumun avantajı var, otobüs trafiği yok.
Sirkeci ve Hocapaşa. Tramvay hattı ile Haliç arasında, Eminönü vapur iskelelerine ve Mısır Çarşısı'na beş dakika. Binalar daha sade, fiyatlar biraz düşük; vapur ve Marmaray kullanmayı planlıyorsanız en mantıklı üs.
Beyazıt ve Kapalıçarşı tarafı. Üniversite, sahaflar, tekstil toptancıları. Daha ucuz ve daha az şirin; gece ölü, sabah dokuzda hayat dolu.
Kumkapı. Marmara kıyısında, masaların arasında dolaşan müzisyenleriyle eski balıkçı lokantası mahallesi. Ucuz konaklama, her kapıda ısrarlı davet ve dönüşte uzun bir yokuş.
Buradaki stok on beş ile kırk oda arasındaki bağımsız otellerden oluşuyor: restore edilmiş ahşap konaklar, tüccar evlerinden dönüştürülmüş binalar ve 1990'larda otel olarak yapılmış bir kuşak. Uluslararası zincirlerin neredeyse tamamı surların dışında; içeride butik otel alıyorsunuz.
Ara sezonda — nisan, mayıs, ekim — kabaca şöyle bir merdiven var. Gecelik oda başına yaklaşık 55 EUR'dan başlayan fiyatlar üç yıldızlı bir butikte kahvaltı dahil küçük bir çift kişilik oda demek: asansör yok, duvarlar ince, terastan fotoğraflayacağınız bir manzara var. 80-120 EUR aralığı dört yıldız, bavulu açabileceğiniz bir oda, ağustosa dayanan bir klima ve genelde terastan gerçek bir Ayasofya ya da Marmara görüntüsü. 150-250 EUR bandı daha iyi butikler: düzgün yalıtım, ciddi bir banyo, terasta restoran ve bavulunuzu tutup müze randevunuzu alan bir ekip. 300 EUR üstü, surların içindeki sayılı gerçek lüks tesis; genellikle bahçeli tarihi yapılar.
Pansiyon tipi neredeyse her zaman oda-kahvaltı ve kahvaltı tam anlamıyla açık büfe Türk kahvaltısı: peynirler, zeytin, domates, salatalık, yumurta, reçel, simit ve bitmeyen çay. Yarım pansiyon nadirdir ve etrafınız lokanta doluyken genelde mantıklı değildir. Her şey dahil ise tarihi yarımadada yoktur; öyle bir ilan görüyorsanız karşınızdaki bir sahil oteli.
Binalarla ilgili iki dürüst uyarı. Birincisi, çoğu tescilli yapı; bu da asansör yok, merdiven dik ve dar demek. Dizden şikâyetçi biri veya ağır bavul varsa rezervasyondan önce sorun. İkincisi, "deniz manzarası" ve "Ayasofya manzarası" çok sık odadan değil çatı terasından anlamına gelir. Hangisi olduğunu netleştirin.
Gelenlerin büyük çoğunluğu Avrupa yakasındaki İstanbul Havalimanı'na (IST) iniyor. Sultanahmet'e yol boşken yaklaşık 55 dakika, cuma akşam trafiğinde ya da sağanakta rahatlıkla 80-90 dakika sürüyor. Doğrudan metro yok: M11 havalimanından Gayrettepe'ye geliyor, sonra iki aktarma ve T1 tramvayı. El bagajıyla yapılır, aileyle ve valizle keyifsizdir.
Bu transferleri kendimiz yapıyoruz. Türkiye içindeki havalimanı transferleri bu işin kendi araçlarımız ve kendi şoförlerimizle yürüttüğümüz kısmı ve 2016'dan beri böyle; sizi karşılayan araç bizim, şoför uçuş numaranızı biliyor. Konaklama farklı çalışıyor: otelleri partner acenteler üzerinden fiyatlıyoruz, bu sitede ödeme almıyoruz ve hiçbir sayfada ödeme adımı yok. Siz talep gönderiyorsunuz, danışman seçenekleri ve fiyatı iletiyor, kararı siz veriyorsunuz.
Sabiha Gökçen'e (SAW) inecekseniz karayoluyla 90 dakika ile iki saat arasını hesaba katın. Felaket değil ama bilet farkı küçükse IST tarafını tercih edin.
Kendi arabasıyla gelenler için asıl sorun otopark. Surların içinde sokak parkı pratikte yok, olanı da tartışmalı. Otelin kendi otoparkı var mı diye rezervasyondan önce sorun; yoksa Sirkeci ve Eminönü'ndeki katlı otoparkları hesaplayın, günlük ücret oda fiyatının azımsanmayacak bir kısmını götürür. Şehir içinde tramvay ve vapur her koşulda arabadan hızlıdır.
Nisan Gülhane ve Emirgan'a laleyi getirir, yanında yağmuru da getirir; bir günde üç mevsim yaşayabilirsiniz. Mayıs buranın en iyi ayıdır: 20-25 derece, uzun gün ışığı, her şey açık. Haziran sıcak ve şimdiden kalabalık. Temmuz-ağustos 30-33 derece ve yüksek nem; müze kuyrukları güneşin altında oluşur. O aylarda geliyorsanız Topkapı ve Ayasofya'yı açılışta yapın, öğle saatlerini Yerebatan'da, Arkeoloji Müzeleri'nde ya da hiç değilse rüzgâr alan bir Boğaz vapurunda geçirin. Eylül mayısla aynı kalitede. Ekim yirmisine kadar çok iyi, sonrasında yağmur yerleşir. Kasım-şubat gri, yağışlı, 8-12 derece ve beşte karanlık — ama camileri gerçekten görmek için en iyi dönem, çünkü neredeyse boşlar ve oda fiyatları yarıya iner. Çoğu kış bir iki gün kar yağar; manzarası muhteşemdir, vapurları durdurur.
Havadan çok programı bozan iki ayrıntı var. Camiler beş vakit namaz sırasında ve cuma öğle namazı çevresinde yaklaşık doksan dakika ziyarete kapanır. Ramazan'da — tarihi her yıl on bir gün kayar — meydanın ritmi tamamen değişir: akşamlar iki caminin arasında piknik yapan ailelerle şenliğe döner, gündüzler daha sakin ama daha kısıtlıdır. Bayramlar ve yarıyıl tatili ise yerli talebi patlatır; o haftalarda hem oda fiyatı yükselir hem müze kuyruğu uzar.
Tur gruplarının yemediği yerde yiyin. Divan Yolu'ndan on dakika sapın, fiyat kabaca yarıya iner. Hipodrom çevresindeki köfteciler onurlu istisnadır; turizmden çok önce aynı yemeği yapıyorlardı. Gerçek bir akşam yemeği için tramvayla Karaköy'e balık ve mezeye gidin ya da vapurla Kadıköy'e geçin.
Topkapı'ya üç saat ayırın ve Harem biletini alın. Ayasofya ve Sultanahmet Camii ibadete açık; omuz ve diz kapalı olsun, kadınlar için başörtüsü bulundurun, ayakkabıyı çıkarın. Yerebatan Sarnıcı saatli biletle çalışıyor, önceden almak mantıklı. Kapalıçarşı pazar günleri ve resmî tatillerde kapalı, Mısır Çarşısı açık.
Çocukla gelenler için tramvay şehrin en iyi oyuncağı, Gülhane Parkı da tahliye vanası. Asıl engel zeminin kendisi: Sultanahmet arnavut kaldırımı ve yokuş demek, bebek arabasıyla ciddi bir efor. Üç yaş altı için kanguru almak haftanızı değiştirir.
Kapalıçarşı'da pazarlık kabalık değil, sürecin parçası. Turist koridorlarında ilk söylenen rakam genellikle belirgin biçimde yüksek olur; deri, halı, altın ve lamba fiyatları çıkıp gitmeye ne kadar hazır olduğunuzla belirlenir. Gerçekten iyi fiyat arıyorsanız çarşının dış sokaklarına ve Mahmutpaşa yokuşuna inin; aynı ürünün toptancısı orada. Mısır Çarşısı baharat, kuruyemiş ve lokum için daha derli topludur ve pazar günleri de açıktır.
Boğaz'ı görmek için pahalı tekne turlarına ihtiyacınız yok. Eminönü'nden kalkan tarifeli Şehir Hatları vapurları aynı manzarayı bir kahve fiyatına gösterir; Üsküdar veya Kadıköy hattı yirmi dakikada karşı kıyıya geçirir ve dönüşte gün batımını arkanıza alırsınız. Uzun Boğaz turu Anadolu Kavağı'na kadar gidip geri döner ve neredeyse bütün bir günü alır; iki gecelik programlarda buna yer yoktur, üç gecede rahatça sığar.
Yedi gece kalacaksanız tarihi yarımadayı üç günde bitirir, kalan dört gün her yere gidip gelmekten sıkılırsınız. Gece hayatı, çeşitli bir restoran sahnesi ya da yataktan Boğaz manzarası istiyorsanız Beyoğlu veya Beşiktaş tarafında kalın. Tekerlekli sandalye erişimi gerekiyorsa rezervasyondan önce çok net sorular sorun; bu binaların çoğu bunu gerçekten sağlayamaz. Ve tatilin ana gövdesi denizse İstanbul'u ayrı bir kısa tatil olarak planlayın; tarihi yarımada geçerken uğranacak bir yer değil.
İşte bu kısmı kendimiz yapıyoruz. Şoför sizi terminalin içinde adınızın yazdığı tabelayla karşılar ve uçmadan önce sabitlenmiş bir fiyatla doğrudan otelinizin kapısına bırakır.
Trafik normalken karayoluyla yaklaşık 55 dakika, cuma akşam yoğunluğunda ya da sağanakta 80-90 dakika. Tarihi yarımadaya doğrudan metro yok; M11 Gayrettepe'ye kadar geliyor, sonra iki aktarmayla T1 tramvayına biniyorsunuz. Bu transferleri kendi araçlarımız ve şoförlerimizle biz yapıyoruz, uçuşunuzu takip edip karşılıyoruz.
Programınız kısa, müze ağırlıklı ve sabah erken başlıyorsa Sultanahmet. Akşam dokuzdan sonra yemek, bar, geniş bir restoran seçkisi ve üç günde tükenmeyecek bir çevre istiyorsanız Beyoğlu. İkisi arasında tramvayla yaklaşık yirmi beş dakika var, yani hangisini seçerseniz seçin diğer yarısı kapanmış olmuyor.
Yürüme mesafeleri açısından evet, ama tek gerçek uyarı zemin: sokaklar arnavut kaldırımı ve yokuşlu, bebek arabası ciddi efor istiyor. Üç yaş altı için kanguru getirin. Gülhane Parkı günlük tahliye vanası, tramvay küçük çocuklar için başlı başına bir eğlence. Çoğu butik otel üçüncü yatak ekleyebiliyor ama tarihi binalarda aile odaları küçük kalıyor.
Üç gece Ayasofya, Sultanahmet Camii, Harem dahil Topkapı, Yerebatan, Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı ile bir Boğaz vapurunu koşturmadan karşılıyor. İki gece sıkışık ama olur. Beş gece ve üzeriyse programın bir kısmını Haliç'in karşısına ya da Kadıköy'e ayırın; yarımada o kadar günü tek başına taşımıyor.
Bulursanız şanslısınız. Surların içinde sokak parkı pratikte yok ve otellerin çoğunun kendi otoparkı bulunmuyor; olanlar da genelde vale usulü çalışıyor. Rezervasyondan önce açıkça sorun. Alternatif Sirkeci ve Eminönü'ndeki katlı otoparklar, ama günlük ücret bütçenizde hissedilir bir kalem oluşturur. Şehir içinde tramvay ve vapur her zaman daha hızlı.
Yılbaşı haftası dışında kasım başından mart başına kadar. Oda fiyatları mayıs seviyesinin kabaca yarısına iniyor, camiler ve müzeler neredeyse boş, yazın bir saat kuyruk olan yerlere doğrudan giriyorsunuz. Karşılığında 8-12 derece, sık yağmur ve öğleden sonra beşte kararan bir gün var.
Herkes için omuz ve diz kapalı, kadınlar için başörtüsü, kapıda ayakkabıların çıkarılması — çoğu camide poşet veriliyor. Unutursanız girişlerde örtü bulabilirsiniz. Camiler beş vakit namaz sırasında ve cuma öğle namazı çevresinde yaklaşık doksan dakika ziyarete kapanıyor, programınızı bu aralıklara göre kurun.
Tarihlerinizi, kişi sayısını ve kabaca ne istediğinizi yazıyorsunuz; danışman partner acentelerle fiyatlayıp bir iş günü içinde dönüyor. Teklif ücretsiz ve bu sitede ödeme adımı yok — burada hiçbir tahsilat yapılmıyor, siz onaylamadan hiçbir şey kesinleşmiyor. Havalimanı transferi ise otellerden farklı olarak tamamen bizim işlettiğimiz bir hizmet.
Buradaki fiyatlar sezona göre çok değiştiği için, yılın çoğunda yanlış olacak bir rakam yayınlamak yerine her talebe ayrı teklif veriyoruz.
Ücretsiz, bağlayıcı değil, bir insan yanıtlıyor.